Yaşayan Tarih, Usta Şair Hüseyin Deveci

    Meslekleri, yaşayışları, bilgi ve birikimleri açısından ilçemizde belli bir üne ve öneme sahip büyüklerimizden faydalanmak, anlattıklarını dinlemek ve kayıt altına almak için İlçemiz Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından düzenlenen sohbet ve söyleşi gecesinin önceki akşamki konuğu 87 yaşındaki yaşayan tarih, usta şair Hüseyin Deveci idi. Öğretmen Evi’ndeki sohbet ve söyleşi programında konuşan ve adı şiirle özdeşleşmiş Şair Hüseyin Deveci 87 yıllık hayat hikayesini ve eski zamanlarda yaşanmış olayları anlattı. 26 Ağustos 1071 Malazgirt Zaferi’nin başlangıç yeri olan Ahlat’ın Anadolu’nun en önemli merkezlerinden biri olduğunu söyleyen Deveci; “Ahlat olmasaydı Malazgirt olmazdı, Malazgirt olmasaydı Anadolu olmazdı”dedi.
     Ahlat’ın Selçuklu döneminde olduğu gibi şimdide çok önemli bir yere sahip olduğuna değinen Şair Hüseyin Deveci herkesin elinden geldiğini yapmasını, Ahlat’ın Anadolu için ne kadar önemli bir yer olduğunu herkesin bilmesi ve Ahlat’ın layık olduğu yere gelmesi gerektiğini istedi.
     Seferberlik dönemindeki zorlukları ve hayat mücadelesini verdiklerini söyleyen Şair Hüseyin Deveci hayatını şöyle anlattı; “Bende bir çok sevenler gibi Ahlat’ı çok severim. Çünkü Ahlat tarihi ile Türk ve İslam Medeniyetinin 1071’de Anadolu’ya açılan kapısı ve Türklüğün tapusu olmuş İslam aleminde Kubbet’ül İslam şerefiyle şereflenen bir büyük isim yapmıştır. Ayrıca coğrafi konumu, tabiat güzelliği ile de özlemi duyulacak bir yerdir. Ne yazık ki Ahlat’ın kaderi o muhteşem varlığını koruyamamış, tarih boyunca çalkantılı ve Acı günler geçe geçe Birinci Cihan Savaşı’nda Ahlat gene yıkım kırım içinde hicret etmiştir. İşte bu savaş içinde babam yaralanmış ve tebdil havalı Ahlat’a gelmiş o da tüm ailesi ile diğerleri gibi hicret etmişlerdir. Arka şele kona göçe giderek Urfa’ya o günkü ismi Tezharap Köyü’nde iskan etmilerdir. Ben 1921’de o köyde dünyaya gelmişim. Anam 3 gün pancarla yaşamış hatta babamın köylerden arkasında 1-2 teneke getirdiği buğday ile idare etmişlerdir. İşte ben o günlerin çocuğuyum. Cenab-ı Allah’tan bu millete bir daha o günleri göstermesin. Hal böyle iken yoksulluk ve acılar içinde Urfa’dan, Maraş’a gitmişler 4-5 sene kalmışlar bazı nedenlerden Adana’ya gitmişler orada 4 sene kaldıktan sonra babam, anam, ben ve bir kız kardeşimle Eylül 1929’da Ahlat’a gelmişiz. Ne yazıkki ve acıdır ki 1. Cihan Savaşı’nda yıkılan evler harabe, aileler yok giden gitmiş kalanlar dağınık ayrıca geçim sıkıntısı yoksulluk perişanlık içinde yaşam mücadelesi verilmiş. Bizde Harabeşehir Mahallesindeki mağaraya yerleşip yaşam mücadelemizi sürdürdük. O tarihte Ahlat’ta yatılı ilköğretim okulu vardı. Benim ısrarım üzerine bu okula gittim bir ders yılı sonra yatılı okul kaldırıldı, gündüzlüye devam ederek 1933-1934 ders yılında pekiyi derece ile mezun oldum. Van’da yatılı orta okul vardı. İsteyen okurdu bu da kaldırılmıştı. Bitlis’te orta okul açılmış oldu, maalesef maddi imkanımız müsait olmadığından ufkumda okuma duygusuyla kavrulup kaldım. Kendi becerimle bazı işlerde çalıştım nihayet beni evlendirdiler. 1940 yılında düğünüm oldu mutluydum 1941’de de asker oldum. 2. Cihan Savaşı içinde idik, askerliğimiz uzadı 44 ay askerlik yaptım. Bitlis Milli Eğitim Müdürlüğü’nce Diyarbakır Ergani Yatılı Öğretmen Okulu’nda Eğitmen Kursuna gittim. Burada hem verilen ödev ve görevleri başardım, hemde şiir ve piyes yazdım. Bu uğraş ve çalışmam içinde bize başöğretmen olan kişi bir gün bana “ah Hüseyin seni görmeseydim”dedi. Niye hocam diye sorunca, oda bana; “Eğer sen ortaokulda okusaydın ve mezun olsaydın büyük bir edebiyatçı olurdun” sözleri hala kulaklarımda çınlamaktadır. Böylece Hasanoğlan Yüksek Öğretmen Okulu’nda kurslara katıldım ve başarıyla bitirdim. Ahlat’ın  Ovakışla beldesinde Kasım 1945’te 30 TL. maaşla göreve başladım. Ayrıca köy katiplik görevi de Valilikçe bana verildi. Ancak özel bazı nedenlerden dolayı görevi 1949’da bırakmak zorunda kaldım. Fakat ilerde çok üzüleceğim bir karar aldığımı sonradan fark ettim. Ama bir daha bu görevime dönme fırsatını bulamadım. O tarihte Bitlis-Tatvan kara yolu çalışması vardı. Tabi şimdiki gibi makinelerle değil kazma kürekle yapılıyordu. Bende bu işin çalışmalarına 25-30 amele ile katıldım. 1960 yılına kadar bazı küçük inşaat işleri ve ticaretle uğraştım. Bu güne kadar beni en mutlu eden olay benim yapamadığım şeyi yani okumayı çocuklarımın hepsine aşılamamdır. Bütün çocuklarımı okutup vatanına yararlı birer fert haline getirmem olmuştur.
     1993 yılında eşini kaybettikten sonra kendisi şiire verdiğini, birçok şiir yazdığını ve kendisi adına “Şiir Bahçesi” adında bir şiir kitabı olduğunu belirten, Şair Hüseyin Deveci; “Eşimi kaybettikten sonra kendimi şiirlerime yoğunlaştırdım. Yaşamımın her döneminde Ahlat sevgisi ve şiir aşkından hiç vazgeçmedim. Ve artık hayatımı yazdığım dizelerle sürdürüyorum;

“Gönül deryasında aşkın gemisi,

Estikçe rüzgar çekilip gider.

Biçare Deveci alın yazısı,

Kadere bağlanmış gezinip gider.”

      Programın sonlarında yazdığı şiirlerden birkaç tane kendisini dinlemeye gelenlere okuyan Hüseyin Deveci, yazdığı yeni şiirlerini bastırmak için yetkililerden destek de istedi.

      Sohbet ve söyleşi programına İlçemiz Kaymakamı Bilal Şentürk, Belediye Başkanı Mevlüt Gülmez, daire amirleri, okul müdürleri, öğretmenler ve vatandaşlar katıldı.

Kaynak: Özkan OLCAY - Yeni Ahlat Gazetesi